Yazarlar Didim Günlükleri (X) – FETÖ işi n'oldu?.. FETÖ Borsası endeksi düştü mü?

Didim Günlükleri (X) – FETÖ işi n'oldu?.. FETÖ Borsası endeksi düştü mü?

3 ay önce     Yazarlar 0
Didim Günlükleri (X) – FETÖ işi n'oldu?.. FETÖ Borsası endeksi düştü  mü?

 

Hava güzeldi. Fakat mutfak penceresinden gelen hava dalgası biraz da soğuk olduğunu bana müjdeledi. Memleket kar altında. Burası karlı değil fakat kar-kış soğukları mutlaka uğrar bize de.

Dışarı çıktım. Ortaokul caddesinden yürümeye başladım. Bir amacım şeydi... Didim Tapu'nun yanında bir kantin-çay bahçesi var; orada oturmak. Belki birkaç arkadaşa rastlarım diye düşündüm.

Hava gerçekten de serinden öte biraz soğuktu. Tapu'nun olduğu sokak başında bir A101 market var. Uğradım; zamlar ne alemde acaba, diye. Atıştırmalık fiyatları bile uçmuş. Yine de aldım bir kraker atıştırmalık. Sobaya odun atar gibi hızlı hızlı yedim krakerleri.

Tapu'ya varmama 3-5 adım kalmıştı ki sağdan bir şey uçtu, ayağımın ucuna düştü. Çimli bir toprak parçası. Bir avuç toprak. Sağa baktım... Tapu'nun karşısı Milli eğitim müdürlüğü, bir de okul var bahçede. Bahçede, duvara yakın duran üç öğrenci gördüm. Orta 2 veya 3 öğrencisi. Biri ayakta, diğeri ise ben onlara dönünce dikeldiler, korkuyla bana baktılar. Duvara doğru yürüdüm, mahsustan biraz asık suratla.

Neden atıyorsunuz bunu? dedim. Biraz utanarak bir şey demediler ilkin. Sonra, güldüm. Ne yapıyorsunuz çocuklar? dedim. Ortadaki çocuk; mezar kazıyoruz, dedi. Ellerine baktım; toprak kiri vardı ellerinde. Sağdakine baktım, onun ellerinde de toprak izi ve birkaç çim parçası. Ayaklarının ucunda 10-15 cm derinliğinde bir çukur. Yeni başlamışlar kazmaya.

Ne mezarı oğlum? dedim. Nuri'nin mezarını kazıyoruz, dedi ortadaki. İçimden dedim; herhalde ya kedi ya da köpek, Nuri dedikleri. Veya, belki bir arkadaşları.

Nuri kim? dedim. İlkin sağa sola bakıştılar... Yine ortadaki konuştu. Müdür, dedi. Ne yaptı size Müdür? dedim. Gene sağa sola bakıştılar. Baktım, konuşmayacaklar; dedim ki; sizin müdür mü?

Utanarak başını salladı, merkezi-ortadaki çocuk. Yaşlı mı müdür? dedim. Bu sefer cevap verdi hepsi aynı anda; evet. Dedim, boş verin; zaten yaşlıysa yakında kendiliğinden ölür. Var mı 70 yaşında?, dedim, Yok, 80 dedi sağdaki.

Neyse, dedim. Hadi çocuklar, bırakın mezarı filan. Görüşürüz, dedim. El sallayıp, karşıya kantin-çay bahçesinin kapısına yürüdüm.

Hava soğuk olduğu için şeffaf brandalı bir bölüm kurmuşlar, içeride de insanlar oturuyordu. Branda kapıya vardım, içeri göz attım. Sol taraf beri köşede Hüseyin hocayı gördüm. Yanında karısı, karşısında da sarı saçlı bir eski öğretmen arkadaş(Feriha). Boynunu yarı çevirip bana bakar gibi etti sarı saçlı kadın öğretmen. Sesimden de tanıdı tabii. Epey zamandır bana bozuk atıyor. Mesele de şu; bunun bir asker kocası vardı. Ben birkaç kere, ayak üstü veya sosyal medyadan, kocasının bunu aldattığı yarı ima ettim. Sonra, haklı çıktım. Haydut gibi bir adam zaten. Neyse. Ben haklı çıktıktan ve bunlar ayrıldıktan sonra artık benle hiç konuşmamaya başladı. Deli mi ne! Sanki kocasına ben karı ayarladım.

Kaç kere diyorum! Bir Türk erkeği, karısına araba alıyorsa veya bir arabayı verip kendine bir araba alıyorsa aldatıyordur; kesindir, bu. Tüy, kıl, salgı yakalanmasın diye. Adam zaten adlici, olay yerci.

Neyse. Hüseyin hoca el etti hemen, gel hocam çay içelim, dedi. Yanında kadınlar olduğu için oturmak istemedim. Sonra içeriz, sağ olun hocam, dedim. Bahçenin çıkışına döndüm, tekrar.

Hüseyin hoca, epey bir sıkıntı çekti şu son 2-3 yılda. Çünkü, 15 Temmuz-FETÖ olayından hemen sonra çok iftira attılar. Sosyal ve iş mevkiinden dolayı pek çok kişiyle ve kurumla irtibat halinde olduğu için, ki mesleki konumu gereği; işte, o normal ilgi ve irtibatları ihbarlayıp adamı içeri attırdılar. Sonra, geri döndü. Ben ta başından beri valla herkese diyordum bunu; bu adamın bir suçu yok; olmadığı da ortaya çıktı zaten. Ona iftira atanlar daha çok kendi kurumundandı. Başka kurum ve kişiler de var tabii. Gerçek FETÖ'cüler.

Bir de Orhan hoca vardı. Ona da Selahattin diye arkadaşı iftira attıydı. Selahattin, solcu gibi gözüken "değişik" bir tip. Ertuğrul Kürkçü'ye benziyor biraz. Hala oralarda geziyor, rakı balık solcusu. Neyse. Orhan hoca da geri döndü. Selahattin'in de olduğu ortaya çıktıydı.

Yola çıktım. Hala Tapu sokağındayım. Yürüyorum. Sokağın başında sağda bir Ziraat ATM var, oradan para çektim. Geri bir döndüm.. Muhteşem ikili geliyor! Tapunun kenarından yürüyen iki kadın. İkisi de güneş gözlüklü, ikisi de türbanlı. Fakat, türbanları Fettullahçı olduktan sonra takanlardan. Hülya ile Zübeyde. "Eğitimci" diye bilinen iki kadın.

Zübeyde, gençlik zamanı lakabıyla sidikli Zübeyde, Fettullahçıların güçlü oldukları her zaman cemaat için çalışmış bir kadın. "Eğitimci" kimliği olduğu için, cemaate eleman kazandırmak konusunda oldukça başarılı çalışmalar yapmış, oldukça uzun dönem Sızıntı dergisi satmış bir kadın. Aslında bu normal bir şey; fakat, 15 Temmuz'dan sonra tuhaf bir şey oluyor; yıllarca çalışıp cemaate kazandırdığı kişileri ihbar ederek kendini korumaya alıyor. Rahat rahat geziyor.

Yanındaki Hülya da öyle. Hırsız dolandırıcı kocasının çevresi yardımıyla "eğitimci" olmuş.. Hülya bir de Selanik göçmeni. Pek sanmıyorum ama öyleymiş... Yani, Hülya'nın anasını babasını dedesini Atatürk kurtarmış. Ama Hülya, cemaat evlerinde yıllarca Atatürk'e sövmüş bir kadın. Bir eğitimi filan da yok.

Hızlı hızlı yürüyüp geçtiler yanımdan. Ben de onların geldiği yola-kaldırıma çıktım. Bir dakika geçmedi, bir başka gözlüklü belirdi on metre ileride. Bir baktım, bizim sapık Mustafa.

Tuhaf bir gün oluyordu benim için...

Türkçe öğrenmek için gelen Alman bir kursiyere tecavüz etmeye kalkıyor Mustafa. (Adliye'de dosyaları var.) Üstünü örtmek için baya bir uğraştılardı. Ben olayı sonradan öğrendimdi. Tabii, milletin ağzı torba değil; dolaydan yavaş yavaş mırıldanmalar olmaya başlayınca bunu bir yere müdür yaptılar. İlçe Aile müdürlüğü müydü neydi. Bir sene filan müdür olarak dolandı ortalıkta. Muhtemelen orada da rahat durmadı. Adam, hakiki sapık. Bizim kıl yumağı bir hizmetli vardı. Şansal. Adam, yani Mustafa onu bile düdükledi. Sonra bir ortaokula vermişler.

Okuyucuya ve Bakan'a Not:

Valla, o değil de; bakın, bu adam çoluk çocuğun arasında geziyor; çocukların velileri bir öğrenirlerse!..

Baktım, karşıdan geliyor... Dolaşıyor cinsel müdür... Çok önceki zamanlarda gözlük takmıyordu. Ara ara marketlerde filan da görüyorum. Hep gözlük takıyor. Bunun kankası başka bir Mustafa vardı. Onu da en son, Giresun'a bir yerlere müdür yaptılardı. O Mustafa'nında kız öğrencilere sarkıntılık ederkenki görüntüleri ortaya çıktıydı. Ben, görüntüleri sonra gördüm ne yazık ki! Adamı çoktan müdür yapmışlardı bile...

Neyse. 15 Temmuz, sonrası da karanlık zamanlar. FETÖ borsası diye bir şey türedi. Yani medyada filan, sanki hep yukarı kademlerde okuyormuş gibi imaj oluşturuldu fakat tabanda, yani alt devlet kurumlarında, okullarında filan da bu FETÖ borsası oluştu.

FETÖ araştırma komisyonları oluşturuldu ya hani. Burada da baya büyük paralar döndü. Kişi başı 100 bin, belki 200...

Bu ortalıkta dolaşan, sadece yukarıda bahsettiğim bir iki kişi değil; geçmişi gerçekten bilinen ve o kadar kişinin hayatını karartan biraz paralı kişiler gözlük takıp geziyor.

Hükümetin, İçişlerinin, FETÖ konusunda samimi mücadelesini görüyorum. FETÖ Araştırma komisyonlarının yeniden kurulması gerekiyor. O, eski komisyonlardaki her kişinin de hesap hareketlerinin kontrol edilmesi gerekiyor.

Tuhaf bir gün oluyordu benim için... Biraz durdum. Sapık Mustafa yanımdan geçti. Bir sigara yaktım. Birkaç dakika telefonuma baktım. Bitcoin ne oldu acaba, diye. Sonra Atatürk caddesine çıktım. HSBC'nın oradan dönüp yukarı yollandım...

...

devam edecek...

Diğer yazılar için :

 

Didim Günlükleri (X) – FETÖ İşi N’oldu?.. FETÖ Borsası Endeksi Düştü mü? - Ümit SÖNMEZ | Yazar Portal

 

AliExpress WW
    Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. İlk yorumu siz yazın!